17 Nisan 2016 Pazar

İNSAN...




İnsan...
Aynı an da çeşit çeşit işi yapıp-beceren, hem özel hayatında hem de genel hayatında bir çok insanı idare eden, çekip çeviren, yöneten ya da esaretine giren canlı. Hayatının her alanına istemediği kadar çok şey sığdıran biz, kendimizi sığdıracak yer bulamıyoruz...

Bu yüzden ortaya çıkıyor ya işte o depresif- melankolik şarkılar. Biri yanıp biri sönen sigaralar, deminin dibine vurulan çaylar, kahveler.

Dermandan çok derdin sevilmesi de ayrı bir mevzu zaten ona hiç girmeyeyim şimdi, zira içinden çıkmak epey zaman alır.

Doğal ve en az acı vereni tercih etmek lazım hayatın idamesi için. İşlerin sarpa sarmasına engel olmak için kontrolü ele geçirmek lazım. Tabi bunun için de epey yaş almış olmak ya da kafayı vura vura öğrenecek kadar çok acı çekmiş olmak lazım.

Yalnız asıl olanın dünyanın gelip geçici bir yer olduğunu öğrenmek billahi erdem ve iç görü gerektiriyor arkadaş. Ne yaşanmışlıklar, ne öğrenmek, ne acı hiç bir halt işe yaramıyor bunun için.
Tamamen Allah vergisi bu kardeşim. Yoksa taş düşse kafaya işlemiyor insana.

Hayır nasıl bu kadar net konuşuyorsun dendiğini duyar gibi oluyorum, yok tecrübeden değil, gözlem ve istişareden mütevellit.

O kadar zamanın  terapistlik deneyimi, öncesinde öğretmenlik 77 çeşitten insanı dinliyoruz. Olsun o kadar da değil mi?

İşte bu '' yalan dünya'' mefhumunu  anlayan insan kadar rahatı yok arkadaş. Gama da yeise de düşmüyor bu sayede, maksimum performans gösterip minimum sonuç almak acı vermiyor böylesine.

Şimdi aslında mevzu burada derinleşip, çetrefilleniyor. İyi simi bunu burada bırakıp kaçayım. Yalnız söz bu mevzuyu yarım bırakmayacağım. Hadi iyi uykular şimdilik.














11 Nisan 2016 Pazartesi

Az bir Sinema





Az bir Sinema 



ve  mümkünse bundan sonra her gün buralardayım...

   LUCY Filmi; Filmin sonunda usb belleğe dönüşüp, Allah'la aynı makama ulaştığını sanmakta nedir arkadaş? Sen kimsin ki O denli Ulu noktaya ulaşabiliyorsun, Hayır mümkün olsa bile sana mı kaldı oralar.

  MARSLI; Adam kurtarıldığına pişman oldu ya hu. Koskoca dünyada binlerce bilim adamı bit kadar Marsta' ki adama yıllarca ulaşamadı. Sonrada vay efendim insan çok akıllı, çok bilgili çok bilmem ne. Bir halt değiliz işte, Verilen kadarına mecburuz o kadar. Hava atmakla olmuyormuş o işler, filmle de ispatlanmış işte.

  YILDIZLAR ARASI; kelime sıfat anlamından çıkarıldığında yıldızlar arası madde- toz anlamına geliyor aslında, filmde de bedbaht bir eş ve baba olan saygıdeğer oyuncu Matthew MCCONAGHEY kitaplığın arkasında takılıp kalıyor ya, heh işte o gerçeklikten ben de istiyorum arkadaş. 80'lere gidip biraz orada kalmak istiyorum. En güzel günlerimi yeniden hem de uzaktan gözlemlemek istiyorum. Hayır yani kaç para yav bir gidiş-dönüş...