26 Eylül 2012 Çarşamba

Uzunnnn bir aradan sonra yeni, yepyeni haberlerle merhaba...



İstanbul’un En Köklü Tasarım Oluşumu Haliç’te

İstanbul’un uluslarası en köklü tasarım oluşumu Istanbul Design Week bu sene IDW Projects olarak tasarım sergileri, konferansları ve atölye çalışmaları ile 26 – 30 Eylül tarihleri arasında Haliç’te gerçekleşecek.

Beş gün süreyle tasarım dünyasının İstanbul gündemini oluşturacak etkinliğe Eski Şapka Fabrikası, Hasköy Yün İplik Fabrikası ve Rahmi Koç Müzesi ev sahipliği yapacak.

Istanbul Design Week etkinliğinin tarihi mekanı Eski Galata Köprüsü’nün trafiğe açılması sonrasında etkinlik farklı bir boyutta projeler üreterek tasarım meraklılarına uluslararası konferans ve sergileri farklı seçenekler sunuyor.

“Tasarım ve Kent” başlığını konu eden etkinlikte, kentlerin tasarım kimlikleri sergilenirken, kentin tasarıma ve tasarımın kente etkileri farklı sergiler, çalışmalar ve konfranslarla irdelenecek. Sergilerde İtalya, Hollanda, Almanya ve Fransa gibi farklı ülkelerin tasarım yaklaşımlarının görülebileceği gibi, yerli yabancı 20’yi aşkın özel isim konuşmalarıyla yer alacak.

İtalyan Domus Academy’nin Milano’da 30. yılını kutladığı ‘Lost in Translation’ sergisi IDW Projects kapsamında Eski Şapka Fabrikası’nda görülebilecek. Sergide, Domus Academy mezunu 40’ı aşkın tasarımcının büyük firmalar tarafından üretime geçirilmiş 80 ürünü yer alıyor. Domus Academy Service and Experience Design bölüm başkanı Elena Picenti küratörlüğündeki sergi dört bölümden oluşuyor:

Lost in Production, Lost in Action, Lost in Identity, Lost in Materials. Sırasıyla her bölümün küratörü ise Niko Koronis, Claudio Moderini, Giovanni Lauda, Claudia Raimondo.

Domus Academy, konferans programında da yer alıyor. 1991 yılından beri Domus Academy Tasarım Master Programı’nın direktörlüğünü yapmakta olan Dante Donegani’nin konuşmacı olarak katılacağı konferans 26 Eylül saat 17.00’da Eski Şapka Fabrikası’nda gerçekleşecek.

Avrupa polisi için tek bir görsel kimlik oluşturmayı amaçlayan “Polis, Politie, Polizei, Carabinieri”projesi Hollanda ve Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. yılı kutlamaları çerçevesinde düzenleniyor.Avrupa’nın ortak kurumsal kimliğe sahip polis fikri için Türk ve Hollandalı tasarım öğrencileri polis üniforması ve polis aracını tasarlayacaklar. Hollandalı öğrencilerin jüri tarafından seçilen aracı özel olarak IDW Projects kapsamında giydirildi ve bir hafta boyunca Rahmi Koç Müzesi bahçesinin ev sahipliğinde sergilenecek.

“W Hotels Designer of the Future Award” sahibi Tom Foulsham ‘Tongue to Nose’ adlı enstalasyonunu sergileyecek.

İstanbul Design Week kapsamında, W Otelleri’nin ve Design Miami / Basel’in ortak kararı ile geleceğin tasarımcısı olarak ödüllendirilen Tom Foulsham 28 Eylül Cuma günü saat 18.00’de Eski Şapka Fabrikası’nda bir konuşma yapacak. Starwood Hotels & Resorts Worldwide Global Marka Tasarım ve İnovasyon Başkan Yardımcısı Mike Tiedy konuşmacı olarak yer alacak ve W İstanbul’un IDW ile işbirliğinden, dünya çapında yeni açılacak olan W’lardan, W Hotelleri’nin Design Miami / Basel ortaklığı kapsamında gerçekleştirilen “W Hotels Designers of the Future” projesinden bahsedecek. Tom Foulsham, tasarım ve sanat tutkunları ile Akaretler’deki W’da düzenlenecek IDW after party ile buluşacak.

Tasarımcı Gontié tarafından yapılan tüm tasarım, Coca-Cola şişesinin özel camlarından yapılmaktadır. Geri dönüşüm projesinin güzel örneklerinden olan bu tasarımlar aynı zamanda çevreyi koruyor. Her satın alınan takılar ile dünya ormanları için birer fidan alınıyor. IDW Projects kapsamında ilk defa Türkiye’de Eski Şapka Fabrikası’nda sergilenecek olan özel takı tasarımları özel sergileme sistemleri ile gelenleri şaşırtacak.

Hollanda tasarımını özel yapan noktaları arayan Connecting Concepts sergisi IDW Projects süresince ve sonrasında Hasköy İplik Fabrikası’nda 1 ay boyunca sergilenecek. Connecting Concepts, küratörlüğü Ed van Hinte tarafından yapılmış bir Premsela, Hollanda Tasarım ve Moda Enstitüsü projesidir. Sergi Hollanda –Türkiye 400. yıl kutlamaları kapsamında tasarım dünyasını bir araya getirecek.

Serginin temsilci konukları Premsela’dan Tim Vermeulen ve Glııee Jeans tasarımcısı Gerrit Uittenbogaard Eski Şapka Fabrikası’nın konuşmacıları arasında yer alıyor.

Connecting Conceptssergi ve proje olarak yaratıcı uygulamalar üzerindeki perdeyi kaldırması Hollanda tasarımını özel yaptığını savunuyor. Premsela’nın ev sahipliğini yaptığı sergide Marcel Wanders’ın ünlü sandalyesi Knotted Chair izleyicilerle buluşacak.Sergi Hasköy Yün İplik Fabrikası’nda 25 Eylül – 21 Ekim tarihlerinde gezilebilecek.

İDW Project Konferans Programı – Eski Şapka Fabrikası

26 Eylül 2012 Çarşamba Saat – 12.00 – Ora Ito

27 Eylül 2012 Perşembe Saat – 17.00 – Tim Vermeulen Saat – 18.00 – Gerrit Uittenbogaard

28 Eylül 2102 Cuma Saat – 18.00 – Tom Foulsham

29 Eylül 2012 Cumartesi Saat – 18.00 – Dror Benshetrit




Monet’in Bahçesi Sakıp Sabancı Müzesi’nde

Sakıp Sabancı Müzesi, ünlü Fransız ressam Claude Monet’nin eserlerinden oluşan bir sergiye ev sahipliği yapacak.

9 Ekim’de açılacak sergi, özellikle izlenimcilik (empresyonizm) akımını başlatan Monet’nin kendi elleriyle yarattığı ve hayatının son 30 yılını içeren olgunluk döneminin ana malzemesini oluşturan Giverny’deki bahçesine yoğunlaşacak.

6 Ocak 2013′e kadar açık kalacak ‘Monet’nin Bahçesi’, İstanbul’dan sonra Avustralya ve Çin’e gidecek.

İstanbul Tasarım Bienali Başlıyor







İstanbul Kültür Sanat Vakfı tarafından, Eren Holding, Koray Şirketler Topluluğu, Vestel ve VitrA eş sponsorluğunda gerçekleştirilecek İstanbul Tasarım Bienali, 13 Ekim – 12 Aralık tarihleri arasında İstanbullularla buluşacak.

Bienal, kentsel tasarım, mimarlık, endüstri ürünleri tasarımı, grafik tasarım, moda tasarımı, yeni medya tasarımı gibi başlıca alanlar ve ilgili tüm yaratıcı ürün ve projeleri kapsayan sergileri ve etkinlikleriyle, 2 ay boyunca İstanbul’u tasarım kentine dönüştürmeye hazırlanıyor.

Bienal küratörleri Emre Arolat ve Joseph Grima’nın, Londra Tasarım Müzesi Direktörü ve İstanbul Tasarım Bienali Danışma Kurulu Üyesi Deyan Sudjic tarafından belirlenen “Kusurluluk” (Imperfection) temasını, kendi bakış açılarıyla yorumlayarak oluşturdukları 2 farklı sergi mekanı yaratacak.

Arolat’ın İstanbul Modern’de “Musibet” başlığını taşıyan sergisi ile Joseph Grima’nın Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nda yer alacak “Adhokrasi” başlıklı sergisi, 46 ülkeden 200′ün üstünde tasarımcı ve mimarın, objelerden video yerleştirmelerine maketlerden açık alan düzenlemelerine, fotoğraflardan ziyaretçilerin kendi tasarımlarını yaratabilecekleri interaktif araçlara uzanan yaklaşık 100 projesini bir araya getirecek.

2 ana serginin yanı sıra, Akademi Programı, Atölye Çalışmaları sergileri, Paralel Katılımcı etkinlikleri ve Tasarım Yürüyüşleri’yle şehrin farklı noktalarına yayılacak. Bienal, tasarım odaklı belgesel ve filmlerden oluşan Yaratıcı Film Kuşağı gösterimleri, söyleşi ve panellerle tasarım konusundaki farklı tartışma noktalarını İstanbul’un kültür yaşamının gündemine getirecek. İstanbul Tasarım Bienali kapsamında gerçekleştirilecek tüm etkinlik ve sergi mekânları Tasarım Bienali Yaratıcı Kent Haritası ile takip edilebilecek.

Arolat’ın üstlendiği “Musibet”, 95 tasarımcı ve mimarın, bugünün İstanbul’unu mimari tasarım ve kentsel dönüşüm çalışmaları açışından irdeleyen ve sorgulayan 30′un üzerinde projesini bir araya getirecek.

Joseph Grima’nın küratörlüğünü üstlendiği ve tasarımcı, kullanıcı ve üretici arasındaki geleneksel süreçlere meydan okuyan, dinamik ve yenilikçi bir yapıya sahip olan sergi, başlığını bürokrasinin tam karşıtı olan “Adhokrasi” kelimesinden alıyor. Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nun tüm katlarında yaklaşık 2.300 metrekarelik bir alana yayılacak “Adhokrasi” sergisinde 120′e yakın tasarımcı ve mimarın, mevcut ürün ve objelerinin yanı sıra bienale özel hazırladığı projeler, video ve fotoğraf çalışmaları ile maket ve prototipleri yer alacak.

Serginin açık kalacağı 2 ay boyunca, Galata Özel Rum İlköğretim Okulu’nın giriş katında yer alan salonda gerçekleştirilecek söyleşi ve panellerle “Adhokrasi” kavramı tartışılacak.




Lütfen Not Ediniz







Bu sene 7.’si düzenlenecek olan, İstanbul’un en kapsamlı çağdaş sanat organizasyonu Contemporary Istanbul 22 – 25 Kasım tarihleri arasında İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve yanındaki İstanbul Kongre Merkezi’nde yer alacak.

Galerilerin yanı sıra Türkiye’den ve dünyadan 8 sanat inisiyatifi, Türkiye’nin önde gelen 10 sanat kurumu, Türkiye’den ve dünyadan önemli 15 sanat yayını da kendilerine ayrılan özel alanda sanatseverlerle buluşacak.

Türk çağdaş sanatının yanında çevre ülkelere de ev sahipliği yaparak İstanbul’u merkez haline getirmeyi amaçlayan Contemporary Istanbul, bu sene “New Horizons – Yeni Ufuklar” bölümünde Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden galerilere, sanatçılara, küratörlere, sanat eleştirmenlerine ve koleksiyonerlere yer veriyor. CI Dialogues Konferans Serisi’nde aynı zamanda Orta ve Doğu Avrupa’dan sanat profesyonelleri de konuşmacı olarak konuk edilecek.

Hollanda – Türkiye diplomatik ilişkilerinin 400. Yılı kutlamaları kapsamında, Mondriaan Fund ve Hollanda Konsolosluğu’nun desteğiyle Hollandalı galeriler fuar sırasında Hollanda’dan çağdaş sanatı temsil edecekler. Hollanda’dan yeni medya ve video sanatının son dönem örnekleri özel bir seçkiyle izleyicilerle buluşacak. CI Dialogues konferans programı kapsamında bir gün “Art as a Collaborative Space” teması altında Hollanda’dan ve Türkiye’den konuşmacılara ayrılacak. Konuşmalar, 400. Yıl kutlamaları kapsamında 2012 yılında yapılan etkinliklere, iki ülke arasındaki karşılıklı sanat pratiklerine odaklanacak.

2012 yılında ilk defa hayata geçecek Art Istanbul projesi ile 19- 25 Kasım tarihleri arasında İstanbul’da yerleşik sanat kurumlarının, galerilerin, müzelerin ve kültür kurumlarının düzenlediği etkinlikleri ortak bir yapı içinde Türkiye ve uluslararası çapta duyurulacak. Art Istanbul haftası birçok kültürel aktivite, sanat etkinliği, çağdaş sanat sergileri, yeni kültürel sunular, tartışmalar ve eğitim programlarına erişim sağlayacak.

Türkiye’den çağdaş sanatın uluslararası platforma taşınması için çalışmalarını sürdüren Contemporary Istanbul önemli bir uluslararası sergiye imza attı. 26 Eylül’e kadar devam edecek olan ve küratörlüğünü Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman’ın yaptığı “Encounters: Turkish Contemporary Art in Korea (Karşılaşmalar: Türk Çağdaş Sanatı Kore’de)” adlı sergide başarılı genç sanatçıların ve dünya çapında saygınlığa sahip Türk sanatçıların eserleri ilk defa geniş kapsamlı bir seçki ile Güney Kore’nin başkenti Seul’de yer aldı. Sergi Seoul’u takip eden günlerde Londra, Moskova, New York, Dubai, Sao Paola kentlerinde sanatseverlerle buluşacak.

Türkiye çapında sanatsever ve koleksiyoner kitlesi yaratmak için 2010 yılından beri düzenlenen Çağdaş Sanat Buluşmaları bu sene daha da genişleyen kapsamıyla Türkiye genelinde 6 şehirde düzenleniyor. İlki Antalya’da gerçekleşen Çağdaş Sanat Buluşmaları İstanbul, Bursa, Adana, Ankara ve İzmir şehirleri ile devam edecek.











13 Mayıs 2012 Pazar

Anneler gününde Can yakan bir yazı...

Annem'e



Bazen çok kısa bir zamanda bile atılabilir kocaman dostlukların temelleri. Serap diyorum, candır canandır.

E malum anneler günüydü bugün. Annesiz bir anneler günü salya sümük olmadan atlanmaz.
Serap’la geçireceğimiz ilk anneler günümüzdü bu. Aradı, hazırlan anneme gidiyoruz dedi. Günler öncesinden hazırladığım hediyemi de alarak dışarı çıktım.
Arabasına atladığımız gibi annesinin evinde almıştık soluğu.

Anne bizi kapıda güler yüzüyle karşıladı. Sarıldı, öptü, kokladı.
Annemin hayatta olmadığını bildiğinden, bugünü badiresiz atlatabilmem için tahmin edilebilir bir endişe vardı üzerinde.
Sürekli "ben de senin annen sayılırım, ne zaman istersen gel, neye ihtiyacın olursa bu kapı sana açık" gibi tekrarlarla kendimi iyi hissetmemi sağlamaya çalışıyordu.

Bir ara Serap annesini öptü yanımda. Anne o kadar naif, o kadar ince fikirliydi ki ona doğru eğilerek ve sessizce “Şimdi sırası mı” dedi. Bu tip bir davranışın öksüzlüğümün altını çizeceğini düşünmüş olmalıydı. Sırf o bunu düşünmesin diye yapay ama şen bir kahkaha attım.
Ne diye üzülsündü. Bir tek annesiz ben miydim şu koca dünyada? Ama orada annesiz olan bendim.
Yine de çok şık bir hareketti.

Havayı değiştirmek için kalkıp hediyemi sundum. Çok mutlandı anne. Şefkat dolu bakışlarla iki eliyle saçlarımdan başlayarak tüm yüzümü küçük bir çocukmuşum gibi usul usul sıvazladı.
O elin dokunuşları, şifa dağıttığına inanılan bir şeyhin, müridinin sırtını sıvazlaması kadar huzur vericiydi. Gözlerimi kapattım, saçlarımda ve yüzümde gezinen ellerin anneme ait olduğunu düşündüm.

Birkaç saniyelik de olsa geçmişin o huzurlu ara sokaklarında dolaştım.

Zaman, beni beklediğini kulaklarıma fısıldarken ışık hızıyla annemle vedalaşıp, soğumaya yüz tutmuş çayımdan bir yudum aldım.
 
Nilgün ŞAHSİ


18 Mart 2012 Pazar

Ücretsiz Seminer- PADEM VE Aktüel Psikoloji işbirliğiyle

Travma Sonrası Stres Bozukluğu -Ücretsiz Seminer-

Travma Sonrası Stres Bozukluğu -Ücretsiz Seminer-

PADEM Psikoloji ve Aktüel Psikoloji işbirliği ile "Mesleki Paylaşım Toplantıları" kapsamında "Travma Sonrası Stres Bozuklukları" semineri yapılacak. Etkinliğe katılım ücretsizdir.

18 Mart 2012 17:51
font boyutuküçülsünbüyüsün


PADEM Psikoloji ve Aktüel Psikoloji işbirliği ile "Mesleki Paylaşım Toplantıları" kapsamında 21 Mart 2012 Çarşamba günü Saat: 18:30'da "Travma Sonrası Stres Bozuklukları" semineri düzenlenecektir. Eğitimin içeriği, katılım koşulları ve diğer ayrıntılarla ilgili PADEM Psikoloji Merkezi tarafından yapılan yazılı açıklamada şu bilgilere yer verildi:
PADEM (Psikoloji Aile Danışma ve Eğitim Merkezi) olarak alanda çalışan meslektaşlarımızla tanışmak amacıyla düzenli olarak eğitim toplantıları gerçekleştiriyoruz. Mart ayı konu başlığımızı "TRAVMA SONRASI STRES BOZUKLUKLARI" olarak belirledik. Eğitim toplantımız 21 Mart 2012 Çarşamba günü saat:18:30'da Cevizlibağ Tercüman Sitesindeki ofisimizde gerçekleştirilecektir. Katılımcı sayısı 18 kişi ile sınırlı olup katılmak isteyenlerin bildirimde bulunmalarını rica ederiz.
Genel Başlıklar:

  • - Travma Sonrası Stres Bozukluğu
  • - Yas ve Matem
  • - Fobiler (Gece korkuları )
  • - Yaygın Anksiyete Bozukluğu

Seminer Moderatörü: Uzman Psikolog Sevda SERİN Özgeçmişi
Kayıt ve İletişim,
BAŞVURU FORMU İÇİN TIKLAYINIZ
ADRES
PADEM (Psikoloji Aile Danışma ve Eğitim Merkezi)
Tercüman Sitesi A-2 Blok Daire No: 6 Cevizlibağ / İstanbul (Vatan Bilgisayar Yanı)
Telefon No: 0212 4163529 - GSM: 0 507 500 23 43
www.padem.com.tr
Kurum hakkında kısa bilgi:
PADEM (Psikoloji Aile Danışma ve Eğitim Merkezi) 1999 Yılından 2011'e kadar Ruh Sağlığı ile ilgili birçok web platformunun kurucusu, aynı zamanda ruh sağlığı ve özel eğitim alanında gerek Avrupa Birliği gerekse ulusal bazda birçok projenin öncülüğünü yapan ve uygulama sürecini yöneten, uzman bir ekibin kurumsallaşmış bir projesi olarak faaliyetlerine devam etmektedir. PADEM 1999 yılından beri milyonlarca insana ruh sağlığı içeriği sunan başta Aktüel Psikoloji haber portalı olmak üzere, Psikolojikdanisma.net, Psikoweb.com ve psikolojimarketi.com web projelerinin çözüm ortağı ve organizasyon danışmanlığını üstlenen bir kurumdur.
Alana katkı sağlamak adına siz değerli meslektaşlarımızla bir arada olmaktan onur duyarız.


8 Mart 2012 Perşembe

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara özel etkinlikler...

 Jurassic Land, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde Bayrampaşa İstanbul Forum’da Ücretsiz!

 Kilyos Kadın Dayanışma Şenliği 10 Mart Cumartesi günü 13.00-17.00 saatleri arasında depremzedelerin yerleştirildiği Sarıyer Belediyesi Kilyos Sosyal Tesisleri’nde depremzede kadınlara yönelik bir şenlik düzenlenecek. Şenlik için saat 12.00′de Sarıyer İlköğretim Okulu önünden otobüs kaldırılacak. (Davetiyeler 10TL, davetiyelerden elde edilecek gelir depremzelerin ihtiyaçları doğrultusunda dayanışma amacıyla kullanılacak 

Kadıköy‘de de kadınların, erkek egemen zihniyete karşı isyan ettiği gün olan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde, eylemler yapılacak, söyleşiler, film gösterimleri düzenlenecek, kadın oyunları sahnelenecek

İstanbul Modern Sanat Müzesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara özel iki rehberli tur ve bir atölye çalışması düzenliyor.
Rehberli Tur: Kadınlara özel rehberli tur, modern ve çağdaş sanatın temsilcileri olan on kadın sanatçının eserini kapsıyor.İstanbul Modern’in sergi salonlarında yer alan sanat eserlerinin incelenmesine ve bu eserlerin yaratıcısı olan kadın sanatçıların sanat yaşamlarının ele alınmasına odaklanan rehberli turlar, 11.00 ve 15.00 saatlerinde düzenleniyor ve 45 dakika sürüyor.
Atölye Çalışması: Aynı gün İstanbul Modernkadın izleyicilerine özel bir atölye çalışması da gerçekleştiriyor. Bu atölye çalışmasında katılımcılar, kişisel deneyimlerinden yola çıkarak bir duvar resmi oluşturuyor. Atölye çalışması sanat üretiminde kişisel ifadenin önemini keşfetmeye, duygu ve düşünceleri görsel olarak ifade etmeye odaklanıyor. Program 16.00 – 18.00 saatleri arasında yirmi kadın katılımcıyla gerçekleştiriliyor.
Bu etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.
Bilgi ve rezervasyon için
egitim@istanbulmodern.org
veya 0212 334 73 41
Sakıp Sabancı Müzesi, 8 Mart’ta kadınları ücretsiz olarak ağırlıyor.
Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde, sanatsever kadınlara bir hediye vermeye hazırlanıyor. 8 Mart tarihinde, gün boyunca müzeye ücretsiz girebilecek kadınlar, “Ağa Han Müzesi Hazineleri” sergisi kapsamında saat 14:00 ve 16:00’da düzenlenecek rehberli turlara da ücret ödemeden katılabilecek. Uygulama, 13 Mart 2011′e kadar devam edecek “Ağa Han Müzesi Hazineleri” sergisini görmek isteyen kadınlara son bir fırsat daha sunacak.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlar, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi’ndeki ”Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı” sergisini ücretsiz ziyaret edebilecek.


 

6 Mart 2012 Salı

KADINLAR GÜNÜ’NDE KADINLARA ÜCRETSİZ SERGİ

SSM’den yapılan açıklamada tüm kadınların, 8 Mart Perşembe günü geçerli olacak uygulama kapsamında müzeyi ücretsiz ziyaret edebilecekler ve ziyaretçiler “Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı” sergisini gezebilecekler.

KADINLAR GÜNÜ’NDE KADINLARA ÜCRETSİZ SERGİ


Açıklamada kadın ziyaretçilerin, Hollanda’nın önde gelen ressamlarının Türkiye’de ilk defa sergilenen eserlerini inceleme fırsatına sahip olacakları hatırlatılarak, dünya resim tarihinin en heyecan verici dönemlerinden biri olan 17. yüzyıl Hollanda sanatının önemli örneklerini görmenin yanı sıra, ücretsiz sesli rehberle, eserler hakkında bilgi de alabilecekler.

5 Mart 2012 Pazartesi

istanbul Modern'de Ücretsiz Etkinlikler...

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde İstanbul Modern’de Kadınlara Özel Eğitim Programları

İstanbul Modern Sanat Müzesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde kadınlara özel iki rehberli tur ve bir atölye çalışması düzenliyor.




Rehberli Tur ,
Kadınlara özel rehberli tur, modern ve çağdaş sanatın temsilcileri olan on kadın sanatçının eserini kapsıyor. İstanbul Modern’in sergi salonlarında yer alan sanat eserlerinin incelenmesine ve bu eserlerin yaratıcısı olan kadın sanatçıların sanat yaşamlarının ele alınmasına odaklanan rehberli turlar, 11.00 ve 15.00 saatlerinde düzenleniyor ve 45 dakika sürüyor.

Atölye Çalışması
Aynı gün İstanbul Modern kadın izleyicilerine özel bir atölye çalışması da gerçekleştiriyor. Bu atölye çalışmasında katılımcılar, kişisel deneyimlerinden yola çıkarak bir duvar resmi oluşturuyor. Atölye çalışması sanat üretiminde kişisel ifadenin önemini keşfetmeye, duygu ve düşünceleri görsel olarak ifade etmeye odaklanıyor. Program 16.00 – 18.00 saatleri arasında yirmi kadın katılımcıyla gerçekleştiriliyor.
Bu etkinlikler ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor.
  Bilgi ve rezervasyon için
egitim@istanbulmodern.org veya
 0212 334 73 41


İstanbul Modern Sanat Müzesi, Türkiye’de üretilen modern ve çağdaş sanatın evrelerini ele alan Yeni Yapıtlar, Yeni Ufuklar sergisine paralel gerçekleştirdiği eğitim programlarıyla çocukların okulda öğrendikleri bilgileri pekiştirmelerine, sanatta yeni ifade olanakları ile tanışarak yaratıcılıklarını geliştirmelerine aracı oluyor.
Müze Çantam, farklı yaş gruplarından çocuklara yönelik “Kolaj Sanatı”, “Fahrelnissa Zeid’i Tanımak”, “Soyut Sanatın Gizemi”, “Bize Bizi Anlatan Portreler”, “Kırmızı” ve “Figüratif Resimler” başlıklı etkinliklerden oluşuyor.
Müze Çantam, Pazartesi günleri hariç hafta içi her gün ilkokul düzeyindeki okul grupları, hafta sonları 4-6, 7-10 ve 11-13 olmak üzere üç farklı yaş grubundan çocuklar için düzenleniyor.
 

 MÜZE ÇANTAM - Haftaiçi Okul Programı
Pazartesi günleri hariç hafta içi her gün ilköğretim öğrencilerine özel

MÜZE ÇANTAM - Haftasonu Programı
4-6, 7-10 ve 11-13 yaş grubuna özel eğitim programları
Etkinlik Tarih ve Saatleri:
3 Mart 13.15; 4 Mart 15.00; 10 Mart 10.15 ve 14.15; 11 Mart 10.00; 17 Mart 11.15; 18 Mart 13.00; 24 Mart 13.15; 25 Mart 15.00; 31 Mart 10.15 ve 14.15 saatlerinde düzenlenir.
Eğitim çalışmasının süresi 45 dakikadır.
Bilgi ve rezervasyon için
egitim@istanbulmodern.orgveya
0212 334 73 41


AİLECE SANAT
İstanbul Modern, Ailece Sanat atölyelerinde çocuklara ve ailelere özel iki yeni program hazırladı.
Işıldayan Mekanlar başlıklı atölye çalışmasında aileler fenerler tasarlıyor ve tasarımlarını bir yerleştirme alanında biraraya getiriyorlar. Renkli Ayaklar başlıklı atölye çalışmasında ise aileler, Türkiye’de ve Hollanda’daki geleneksel ayakkabı zanaatini tanıyarak kendilerine çarıklar ya da klompenler üretiyorlar.

Işıldayan Mekan
Bu atölye çalışmasında çocuklar ve aileleri, kağıttan fenerler yapıp içlerine küçük mumlar yerleştirerek, atölyeyi mum ışıkları ve tasarımlarıyla yeniden düzenliyorlar.
19 Şubat, 4,18 Mart, 1,15,29 Nisan 2012 / 13.00-14.30
Renkli Ayaklar–Çarıklar ve Klompenler
Bu atölye çalışması Hollanda’nın geleneksel ayakkabı üretimine odaklanıyor. Programa katılan aileler tarih boyunca Hollanda’nın farklı şehirlerinde üretilmiş özgün klompenleri tanıyorlar. Atölye çalışmasında çocuklar, ailelerinin yardımıyla çarık klompenler yaratıyorlar.
26 Şubat; 1, 25 Mart; 8, 22 Nisan; 6 Mayıs 2012 / 13.00-14.30

2 Mart 2012 Cuma

BİR DÜNYA YARIŞMA VAR...

REKABET KURULU LOGO YARIŞMASI


Rekabet Kurulu 1000 TL ödüllü, ulusal ve uluslararası her platformda sembolize edilebileceği, her türlü kullanıma uygun (Başlıklı kağıt, kartvizit, pankart ve afiş, rozet ve 3 boyutlu Ödül Heykelciği v.b) bir Logo tasarım yarışması düzenliyor. Yarışmaya ülkemizde ikamet eden amatör ve profesyonel tüm tasarımcı ve sanatçılar en fazla 5 eserle katılabiliyor.

Son Teslim TarihiLogo yarışmasına ilişkin eserler 23 Mart 2012 tarihine kadar mesai saatleri içerisinde Rekabet Kurulu Sekreterliğine elden zarf içerisinde teslim edilecektir.
Detaylı bilgi için; http://www.secondproject.eu/


DİVAL PROMOSYON ÜRÜN TASARIM YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 30 Nisan 2012 (Teslime 58 days kaldı)

Yarışma Teması: “Ajanda, Masaüstü Gereç ve Dival Konsept kategorilerinde Promosyon Ürün Tasarımı”
Yarışma Amacı:
  • Tasarım etkinliklerini yaygınlaştırmak ve özendirmek,
  • Üniversite öğrencileri arasında innovasyonu ve girişimciliği özendirmek,
  • Eğitim ortamında sektörel işbirliğinin önemine dikkat çekmek,
  • Üretici firmalar ile sektöre ilgi duyan genç, dinamik tasarımcı adaylarını sektör bünyesinde buluşturmak,
  • Üniversite – Sanayi işbirliği kapsamında, basım sanayi sektörünün Konya’daki öncü ismi Damla Ofset A.Ş. ve promosyon markası DİVAL’in ürün geliştirme faaliyetlerine katkı sağlamak.
  • Sektörün gelişimine katkıda bulunmak,
  • Tasarımın sektör için önemini vurgulamak ve tasarım fikrini teşvik etmek,
  • Özgün tasarımların, tasarım süreci ile birlikte pazarlama iletişim stratejilerinin, öğrenciler ve sektör yetkililerince planlı bir eylem olarak yürütülmesinin, amaçlar doğrultunda daha verimli bir sonuç elde edilebilirliğine dikkat çekmek.
Detaylı bilgi için; http://www.divalajanda.com.tr/promosyon.php




Toplam 8000 TL ödüllü, 49. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali için, Antalya Büyükşehir Belediyesi ve Antalya Kültür Sanat Vakfı Afiş Yarışması düzenliyor. Tüm tasarımcılara açık olan yarışmaya katılmak için son başvuru tarihi 30 Nisan 2012.
Detaylı bilgi için; http://www.altinportakal.org.tr/tr/index.html


8. AMBALAJ TASARIM ULUSAL ÖĞRENCİ YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 4 Temmuz 2012 (Teslime 124 days kaldı)

Yarışma Teması: Ambalaj tasarımı
Yarışma Amacı: Bu yarışma ile tüketim biçimlerinde farklılık ve kolaylık yaratan, cevre etkisi gözetilmiş yeni ambalaj tasarım önerileri geliştirilmesi hedeflenmektedir. Proje kapsamındaki tasarım, ürüne katma değer sağlaması bağlamında ambalajın 3 temel görevi olan
  • Sarma
  • Saklama ve
  • Satma (3S)
işlevlerini göz önünde bulundurmalıdır. Aynı zamanda, günümüz şartları göz önüne alındığında, tasarlanacak olan ambalajın, tüm bu görevleri Sürdürülebilir bir bicimde sağlıyor olması dikkate alınmalıdır (3+1) S. Paralel bir şekilde, cevre etkisi bağlamında;
  • Üretiminde daha az kaynak kullanılması, daha az malzeme ve daha az enerji (Reduce)
  • Tekrar kullanılabilme olanağının düşünülmesi (Reuse)
  • Geri dönüşüm/geri kazanım olanağının bulunması (Recycle/Recover)
konularının özellikle göz önüne alınması gerekmektedir.

Detaylı bilgi için; http://www.ambalaj.org.tr/

ELECTROLUX DESİNG LAB LOGO TASARIM YARIŞMASI

Son Başvuru Tarihi: 9 Mart 2012 (Teslime 7 days kaldı)

Yarışma Teması: Logo tasarımı
Yarışma Amacı: Onuncu yılına giren Electrolux Design Lab için yeni bir logo tasarımı yaratmak.

Detaylar için; http://www.electroluxdesignlab.com/2012/02/what-do-you-think-electrolux-design-lab-should-look-like/


Mustafa Ulusoy yazarsa nasıl da güzel okunur ki...

Mustafa Ulusoy  
Yolunu şaşırmış aşk-1

Şehrin üzerine çökmüş sisin bir türlü dağılmaması misali, dünyasının her köşesine sirayet etmiş bir hüzün, aylardır kalkmıyor üzerinden.

Güneş görmeyen soğuk kış gecelerini andıran hayatını kan çanağına dönmüş gözlerinden akan yaşlarla ısıtmaya çalışıyor.
Nişanlısı yüz yüze görüşmeye bile gerek görmeden bozmuş nişanı. Birkaç cümleye sığdırılmış ayrılık haberini aldığı o meşum mesajı okuduğu gece yarısı, hayatı da yarılmış. "Seni sonsuza kadar seveceğim." diye haberler getiren mesaj bu kez "Seninle yapamıyoruz, ayrılık her ikimiz için de hayırlı olanı." sözlerini taşımış. Bir 'bip' sesiyle her şey alt üst olmuş.
"Mideme korkunç sert bir yumruk yedim sanki." diyor bir yandan ağlayarak. "O geceyi nasıl geçirdim hiç bilemiyorum. Allah kimsenin başına vermesin. Hayatım zindan oldu. Tüm hayallerim yıkıldı. Beş ay sonra evlenecektik."
Nişanlısıyla yüz yüze görüşememiş. "Sana tüm anlatabileceğim bu kadar, yüz yüze görüşmek bir şeyi değiştirmeyecek ki!" cevabını almış. Israrları fayda vermemiş.
"Beni çok seviyordu, nasıl ayrılabilir, anlayamıyorum."
"Ben de senden ayrılan bir insandan neden vazgeçemedin, onu anlayamıyorum." diyorum. Yüzüme hatalı bir şey söylemişim gibi bakıyor. Kalbinin nişanlısından vazgeçmesini, onu bırakmasını beklemem yanlış bir şeymiş gibi.
"Bunu bilsem sizinle konuşuyor olmazdım." diyor terslenerek.
"O kadar eminim ki, o gidecek başka bir kız bulup evlenecek, başka birini sevecek, mutlu olacak, buna dayanamıyorum." der demez yersiz bir soru soruyorum. "Onu kıskanıyor musun?"
"Bu kıskançlıksa, evet, kıskanıyorum. Onun bir başkasını sevme ihtimaline dayanamıyorum." Tam bu an uyanıyorum. Önümde ilerlemem gereken bir iz beliriyor. İyi takip edersem, tam olarak ne olduğunu bilmediğim ama sezdiğim bir yere varabiliriz.
"Bunu biraz daha açsan keşke."
"Artık bir başkasını düşünecek, beni değil. Bunun ihtimaline bile katlanamıyorum."
"Bir başkasını düşünecek olması mı, yoksa seni düşünmeyecek olması mı burada daha çok dert ettiğin şey sence?"
"Beni düşünmeyecek olması sanırım."
"Birinin seni düşünmesi senin için ne anlama geliyor?"
"Herkes sonuçta hatırlanmak ister."
"Yani, onun seni unutması..." diyerek cümleyi onun tamamlamasını bekliyorum. "Onun beni unutması yok olup gitmem demek, hiç olmam demek. Ölsem daha iyi."
"O zaman, onun seni bırakması, seni unutması anlamına geliyor, seni unutması da yok olmak gibi bir şey. Sevdiğin bir adamın seni terk etmesinin sende 'yokluk' hissi uyandırması ilginç değil mi?"
"Burada ilginç olan ne ki?" diyor alaycı bir tonla.
Konuşmasının bir yerinde, "Yaşadığımız onca şey paylaştığımız onca anı ne peki, yok olup gidecek mi onlar?" dediğini hatırlatıyorum. "O kadar güzel hatıralarımız var ki, şimdi onlara yoklar ve buna da dayanamıyorum. Kendiyle birlikte onları da elimden aldı götürdü."
"O şimdi hayatında olsaydı, o kadar güzel hatıralarınız nerede olacaktı, yine geçmişte kalmayacak mıydı?" diye soruyorum. Konuşmaya devam etmeye niyeti olmadığını görünce devam ediyorum: "Hatıra hatıradır, onun şimdi yanında olması geçmişi nasıl elinde tutabilir ki? Eski nişanlından vazgeçememenin nedenini görebiliyor musun?" diye soruyorum.
"Çünkü onu çok seviyorum." diye atlıyor söze can havliyle.
"Acı çekmenin, kalbinin ondan vazgeçememesinin sebebinin tam olarak bu olduğundan emin değilim. Israrla onun seni unutmasından korktuğunu söyledin. Ayrıca hatırlarınızın yok olmasından. Seni hiç unutmaması, hep sevmesi, onun dünyasında devamlı bir varlık kazanma talebindi, bu da hayatının geçiciliğine, faniliğine, bir gün bitişine karşı bir nevi ilacındı ya da savunmandı. Şimdi bu savunman çökmüş oldu gibi görünüyor. Seni unutması demek bir parçanın ölümü demek, yok olman, soğuk bir hiçliğe karışman demek adeta. En iyi ihtimalle de dünyadaki varlığının zayıflaması demek. Tıpkı flulaşan bir silüet gibi... O yoksa geçmişin de yok gibi senin için. Önünde ne gelecek kaldı ne geçmiş. Asıl dayanamadığın bu dünyadaki geçiciliğin gibi görünüyor."
"Evet, haklı olabilirsiniz." diyor mahcup bir bakışla, ''Bu olaydan sonra yaşlanmaktan daha bir korkar hale geldim."
"Belki de hep korkuyordun, kendini bildin bileli. Bu yüzden bu adama bu kadar bel bağladın."
Aklıma ''Dördüncü Şua"nın başındaki Birinci Mertebe-i Nuriye-i Hasbiye'deki "Bendeki aşk-ı beka" diye başlayan paragraf geliyor.
"Aslında," diyorum, "aşk dediğimiz hal, aşk-ı bekanın gölgesine yapışma halidir. Aşk-ı beka da aslında yolunu şaşırmış bir aşktır." Ne demek istediğimi ben tam anlayamıyorum ki, o anlasın. Böyle bir şeyi anlamak onu yaşamanın derecesiyle mümkün. Üzerinde düşünmek istiyorum sadece, Dördüncü Şua'yı bir kez daha okuyarak.

1 Mart 2012 Perşembe

'Rembrandt ve Çağdaşları' sergisi

BU SERGİ KAÇMAZ.

Karanlıkla Işığın Buluştuğu Yerde… Rembrandt ve Çağdaşları

Hollanda ve Türkiye arasındaki diplomatik ilişkilerin 400. yılı dolayısıyla hazırlanan “Rembrandt ve Çağdaşları-Hollanda Sanatının Altın Çağı” sergisi, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi'nde (SSM) açıldı. Sergide, Hollanda resminin önde gelen 59 sanatçısına ait 73 tablo, 19 desen ve 18 obje sanatseverlerle buluştu.

Serginin tanıtımı dolayısıyla SSM'de düzenlenen basın toplantısında konuşan Müze Müdürü Nazan Ölçer, serginin Hollanda sanatına dair Türkiye'de düzenlenen ilk kapsamlı sergi olma özelliğini taşıdığını söyledi.


frans_hals_-_singing_boy_with_flute_-_google_art_project.jpg hals_neseli_ayyas.jpg


16 Şubat 2012 Perşembe

VAN GOGH İSTANBUL'da.

VAN GOGH İSTANBUL'da.


İlaç şirketi Abdi İbrahim, 100. kuruluş yıl dönümünü, dünyanın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen Vincent Willem Van Gogh'un eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yeni bir formatta sunan ''etkileyici'' bir sergiyle kutlayacak. 10 Şubat-15 Mayıs 2012 tarihleri arasında İstanbul Karaköy Antrepo 3'te, 15 Ekim-30 Aralık 2012 tarihleri arasında da Ankara Cer Modern'de sanatseverlerle buluşacak olan Van GoghAlive Digital Sanat Sergisi'nde, Van Gogh'un en ünlü eserleri, izleyiciyi ışık, renk ve ses senfonisinin içine alacak. Sergi, izleyiciyi alışılageldik müze kavramının ötesine geçirerek resmin hikayesinin içinde bir yolculuğa çıkaracak. 3 binin üzerinde dijital imajın tek bir hikaye anlattığı ''çarpıcı'' bir sanat ve teknoloji füzyonu olan Van GoghAlive, geleneksel sanat, multi medya görüntü teknolojisi ve sinematografik yönetmenliğin ''eşsiz'' bir birleşimiyle; cezbeden, eğiten ve eğlendiren ''alternatifsiz'' bir deneyim sunuyor. Sergi, Grande Exhibitions Avustralya tarafından tasarlanan ve Singapur'daki dünya prömiyerinin hemen ardından Abdi İbrahim'in katkılarıyla önce İstanbul, ardından da Ankara'da sanatseverlerle buluşacak.
Van GoghAlive Digital Sanat Sergisi'nde, SENSORY4 teknolojisiyle donatılmış yüksek çözünürlüklü 40 projektör aracılığıyla, çok kanallı animasyonlar ve sinema kalitesindeki surround ses sistemi birleştirilerek dünyada en çok ilgi çeken eşsiz bir görüntü kullanılıyor. Dokunmak isteyecek kadar gerçek, dev boyutlardaki kristal netliğindeki görüntüler, İstanbul Karaköy Antrepo ve Ankara Cer Modern için özel olarak tasarlanan çok çeşitli ekranları ve yüzeyleri aydınlatıyor. Çerçevesi olmayan sergide, ünlü sanatçının 1880-1890 yılları arasındaki çalışmaları ve hayat deneyimlerinden oluşan coşkulu ve canlı detaylara sahip eserleri; dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine, hatta tavana yansıtılıyor. Van Gogh Alive'da, ziyaretçilere dahi ressamın fırtınalı hayatını kronolojik olarak göstermek için güçlü bir klasik müzik kullanılıyor.


Müzik, Van Gogh'un hikayesinin duygusal yönlerini yansıtarak kariyeri boyunca hem sanatı hem de ruh halinin zengin deneyimini ziyaretçilere sunma imkanı sağlıyor. Sergide, ünlü ressamın ''Teras Kafe'', ''Kırmızı Üzüm Bağı'', ''Sandalye ve Pipo'', ''Kulağı Sargılı Otoportre'', ''Vazoda 12 Ay Çiçeği'', ''Ren Nehri'nde Yıldızlı Bir Gece'', ''Buğday Tarlası ve Kargalar'', ''Doktor Gachet'in Portresi'' gibi bir döneme damgasını vuran en önemli eserleri yer alıyor. 30 Mart 1853-29 Temmuz 1890 tarihleri arasında yaşayan Hollandalı ard izlenimci bir ressam olan Van Gogh'un, bazı resim ve eskizleri dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alıyor. Resim kariyerine 1880'den sonra başlayan Van Gogh, başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışmış; Paris'te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiştir. Güney Fransa'da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını gelişmiştir. Van Gogh, ömrünün son 10 yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resim ve 1.100 kara kalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise son 2 yılında yapmıştır. 1888'de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. 20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve Empresyonizmin öncülerinden kabul edilmektedir. İstanbul dışında olup da katılamayanlar için de bu link sayesinde gezilebilir.
http://www.ekavart.tv/sergiler/diger/van-gogh-istanbulda-ilk-bizde-gezin

Sergi pazartesi günleri hariç 11:00 /19:00 saatleri arasında görülebilir.      
Bu arada bilet fiyatları;Tam 18 TL
                                     Öğrenci 11 TL dir.
Biletler biletixten ve kapıdan temin edilebilir.





6 Şubat 2012 Pazartesi

BU SON OLSUN...

Neresinden başlamalı bilemeden başlıyor eller yazmaya çünkü neresinden tutarsam tutayım beynimde infilak ediyor cümleler.


Zihnimde zoraki dolaşan o salak-saçma film kareleri aklıma geldikçe’’ ne diye beklediysem bunca zaman’’ demekten de kendimi alamıyorum fakat her şeyin bir
yeri ve zamanı olduğunu bildiğimden’ ’gün bu günmüş’’ deyu avutuyorum kendimi.

Yıllardır aynı klişe, aynı basit örneklerle bizi meşgul eden medyaya salvolar atmak istiyorum bu kez, tutmazsa da ‘’ne umurum’’ diyerek. Çünkü artık ben de bıçak kemiği aştı, böğre doğru iniyor. Son darbeyi de halen vizyonda ki ‘’Bu son olsun’’ filmi vurdu, sağ olsun…

Hep aynı bilindik replikler, klasik öcü tiplemeler ve nefretengiz cümlelerle tanıtılan bir ‘’ İnsan ‘’ çeşididir bahis mevzuum.

Genellikle orta yaşlı, mutlaka takkeli ayrıca tespihli, adama pis pis sırıtarak bakmayı marifet bellemiş, ucuzcu hatta beleşçi, bir o kadar da pinti, aymazlıkta doktora yapmış, kadına-kıza bakıp, laf atmakta bir beis görmeyecek kadar çapkın bakışlı, özellikle çirkin, ceberut tipli ve mümkünse pek bir meymenetsiz, her kese, her şeye bir ucubeye bakar gibi bakan, ters tepki verme uzmanı ve mutlaka Hacca bir kez gitmiş, ‘Hacı’ lakabıyla çağrılan, sözün özü safi gıcık, süzme uyuz muhafazakar camianın amcalarından bahsetmek istiyorum.

Yani çoğumuzun babası, amcası, dedesi, yahut bir yerden, bir şekilde tanıdığı, akrabası, komşusu olan amcalardan. Bu adamlardan bizi yıllarca TV filmlerinde, dizilerde nefret ettirdiler. Olmadı tiksindirdiler.- Böyle Hacı olmaz olsun, bunun ki insanlık mı, tüüüüü sakalından utan cümlelerimiz arş-ı alayı da geçti, kim bilir nerelere tosladı kaldılar. Bu tür amcaların, bizim dünyamızdan değil de başka bir alemden geldiklerini dahi düşündürttüler, Vallahi Allah razı olsun.

İşte aynı türden bir amcamıza bu filmde de rastladım ve artık bu durumu yazmalıyım dedim.

Film genel konu ve akış itibariyle gayet güzeldi. Darbe sonrası sokakta kalan bir grup evsizin tirajı-komik hallerini anlatıyordu. Bu bahsettiğim amcalarımız da filmin bir yerinde görünüyordu yine, filme çok lazımmış ya da çok katkı sağlayacakmışçasına. Neyse filmde yine bilindik camii avlusu abdest muhabbetindedir amcamız, soru sorar bir tanıdığı, amca abdestli kapitalist mantığıyla cevaplar soruyu, sonra avludan camiye geçerken oradaki sarhoş evsizlere ‘’ Kokunuzdan iğrendim- böğğğğ dercesine bir bakış atar, defolun tepkisi de peşindedir.

Bu sahne filmin içinde bir yerdedir, bir Cuma namazında ayakkabı çalması sahnesi öncesinde, arada geçer gider, akıllara ince bir ayar verir, reklamlar gibi kısa ve öz bir darbe vurmaktadır bilinçaltına, bence yüzde yüz istemli olarak.

Bu kareleri izlerken hem içimden hem dışımdan, epeyce de sesli olarak’ yuhhh yaaaa, yine mi, ne kadar yaratıcısınız ya hu, aferin size kat ettiğiniz yol için’ dedim durdum. Çünkü 2012 yılında yüz yıllık klişelerin kullanılması çok baymaktadır artık.

Ne oldu yani şimdi izleyicinin gözüne bu amcaları bilmem kaç trilyonuncu kere soktular da ne oldu???

Bilenler- Aaaa evet bunlar dimi, gerici, yobaz, cahil insanlar dedi, bilmeyen bir kısım mutlu azınlık da bu amcalarla tanıştı. Vayy bee, hiç de haberimiz yoktu bu tip insanlardan mı dediler yani. Başları göğe erdi(mi) İnşallah… Bence kendi insanıyla bu kadar uğraşan, kendi insanına bu kadar zulmeden bir toplum daha yoktur yeryüzünde. Elbette bu kareleri haklı çıkartacak tipler mevcuttur fakat bütün Hacı-Hoca tayfası da böyle değildir ki be kardeşim. Herkesin çevresinde camiye gitmeyi adet edinmiş, genç ya da yaşlı bir tanıdığı vardır, sorarım herkese kaçı böyledir bu insanların ??? Kendi sınıfından, sosyo-politik görüşünden olmayanı aşağılamadan derdini anlatan bir medya hayali çok mu ütopiktir a dostlar. İnsanlara maneviyatın tiksinilesi bir şey olduğunu söylemeye çalışmak, ibadet edenlerin aslında görünenin ötesinde başka bir yüzleri olduğunu anlatmak nasıl kutsanmış bir iştir??? Offff off başta da demiştim ya, neresinden tutarsak tutalım elde kalıyor, beyinde infilak ediyor.

İyisi mi ben noktalayayım bu yazıyı, yoksa sonu (ben de kızgınlığın, üzüntünün ve hüsranın tavan yapması sebebiyle) pek de hayırlı noktalan(a)mayacak.

Son sözüm; artık bir son verilsin bu ayrımcı mantığa ve dayatmaya. Hepimiz insanız, hatalarımız, kusurlarımız, noksan ve fazlalıklarımızla bu dünyada varız. Hayatın her anı birbirimize tahammül ile değil olduğu gibi kabul etmekle geçse, eminim hepimiz daha mutlu, huzurlu ve dingin olacağız.

Ne olur nefreti değil sevgiyi pekiştirelim, farklılıkları değil, yakınlıkları, benzerlikleri vurgulayalım.

Daha yaşanılabilir bir dünya için…

Mevlana’nın asırlara uzanan sözü ile’’ Ne olursan ol yine gel, bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir’’.


Arzu


Arzu Avşar
yazar@kadinnews.com