16 Şubat 2012 Perşembe

VAN GOGH İSTANBUL'da.

VAN GOGH İSTANBUL'da.


İlaç şirketi Abdi İbrahim, 100. kuruluş yıl dönümünü, dünyanın en büyük ressamlarından biri olarak kabul edilen Vincent Willem Van Gogh'un eserlerini bugüne kadar hiç deneyimlenmemiş yeni bir formatta sunan ''etkileyici'' bir sergiyle kutlayacak. 10 Şubat-15 Mayıs 2012 tarihleri arasında İstanbul Karaköy Antrepo 3'te, 15 Ekim-30 Aralık 2012 tarihleri arasında da Ankara Cer Modern'de sanatseverlerle buluşacak olan Van GoghAlive Digital Sanat Sergisi'nde, Van Gogh'un en ünlü eserleri, izleyiciyi ışık, renk ve ses senfonisinin içine alacak. Sergi, izleyiciyi alışılageldik müze kavramının ötesine geçirerek resmin hikayesinin içinde bir yolculuğa çıkaracak. 3 binin üzerinde dijital imajın tek bir hikaye anlattığı ''çarpıcı'' bir sanat ve teknoloji füzyonu olan Van GoghAlive, geleneksel sanat, multi medya görüntü teknolojisi ve sinematografik yönetmenliğin ''eşsiz'' bir birleşimiyle; cezbeden, eğiten ve eğlendiren ''alternatifsiz'' bir deneyim sunuyor. Sergi, Grande Exhibitions Avustralya tarafından tasarlanan ve Singapur'daki dünya prömiyerinin hemen ardından Abdi İbrahim'in katkılarıyla önce İstanbul, ardından da Ankara'da sanatseverlerle buluşacak.
Van GoghAlive Digital Sanat Sergisi'nde, SENSORY4 teknolojisiyle donatılmış yüksek çözünürlüklü 40 projektör aracılığıyla, çok kanallı animasyonlar ve sinema kalitesindeki surround ses sistemi birleştirilerek dünyada en çok ilgi çeken eşsiz bir görüntü kullanılıyor. Dokunmak isteyecek kadar gerçek, dev boyutlardaki kristal netliğindeki görüntüler, İstanbul Karaköy Antrepo ve Ankara Cer Modern için özel olarak tasarlanan çok çeşitli ekranları ve yüzeyleri aydınlatıyor. Çerçevesi olmayan sergide, ünlü sanatçının 1880-1890 yılları arasındaki çalışmaları ve hayat deneyimlerinden oluşan coşkulu ve canlı detaylara sahip eserleri; dev ekranlara, duvarlara, kolonlara, zemine, hatta tavana yansıtılıyor. Van Gogh Alive'da, ziyaretçilere dahi ressamın fırtınalı hayatını kronolojik olarak göstermek için güçlü bir klasik müzik kullanılıyor.


Müzik, Van Gogh'un hikayesinin duygusal yönlerini yansıtarak kariyeri boyunca hem sanatı hem de ruh halinin zengin deneyimini ziyaretçilere sunma imkanı sağlıyor. Sergide, ünlü ressamın ''Teras Kafe'', ''Kırmızı Üzüm Bağı'', ''Sandalye ve Pipo'', ''Kulağı Sargılı Otoportre'', ''Vazoda 12 Ay Çiçeği'', ''Ren Nehri'nde Yıldızlı Bir Gece'', ''Buğday Tarlası ve Kargalar'', ''Doktor Gachet'in Portresi'' gibi bir döneme damgasını vuran en önemli eserleri yer alıyor. 30 Mart 1853-29 Temmuz 1890 tarihleri arasında yaşayan Hollandalı ard izlenimci bir ressam olan Van Gogh'un, bazı resim ve eskizleri dünyanın en tanınmış ve en pahalı eserleri arasında yer alıyor. Resim kariyerine 1880'den sonra başlayan Van Gogh, başlangıçta koyu ve kasvetli renklerle çalışmış; Paris'te tanıştığı izlenimcilik ve yeni izlenimcilik akımlarının etkisiyle canlı renklere geçmiştir. Güney Fransa'da geçirdiği süre zarfında da bugün yaygın olarak tanınan kendine özgü resim tarzını gelişmiştir. Van Gogh, ömrünün son 10 yılı boyunca yaklaşık 900 suluboya/yağlıboya resim ve 1.100 kara kalem çalışma üretmiş, en meşhur eserlerini ise son 2 yılında yapmıştır. 1888'de ressam Paul Gauguin ile arkadaşlığının bozulması üzerine sol kulağının bir kısmını kesmiş, giderek kötüleşen ruhsal hastalığı sonucunda kendini göğsünden vurarak intihar etmiştir. 20. yüzyıl sanatını ciddi şekilde etkilemiş olan Van Gogh, fovistlerin ilham kaynaklarından biridir ve Empresyonizmin öncülerinden kabul edilmektedir. İstanbul dışında olup da katılamayanlar için de bu link sayesinde gezilebilir.
http://www.ekavart.tv/sergiler/diger/van-gogh-istanbulda-ilk-bizde-gezin

Sergi pazartesi günleri hariç 11:00 /19:00 saatleri arasında görülebilir.      
Bu arada bilet fiyatları;Tam 18 TL
                                     Öğrenci 11 TL dir.
Biletler biletixten ve kapıdan temin edilebilir.





6 Şubat 2012 Pazartesi

BU SON OLSUN...

Neresinden başlamalı bilemeden başlıyor eller yazmaya çünkü neresinden tutarsam tutayım beynimde infilak ediyor cümleler.


Zihnimde zoraki dolaşan o salak-saçma film kareleri aklıma geldikçe’’ ne diye beklediysem bunca zaman’’ demekten de kendimi alamıyorum fakat her şeyin bir
yeri ve zamanı olduğunu bildiğimden’ ’gün bu günmüş’’ deyu avutuyorum kendimi.

Yıllardır aynı klişe, aynı basit örneklerle bizi meşgul eden medyaya salvolar atmak istiyorum bu kez, tutmazsa da ‘’ne umurum’’ diyerek. Çünkü artık ben de bıçak kemiği aştı, böğre doğru iniyor. Son darbeyi de halen vizyonda ki ‘’Bu son olsun’’ filmi vurdu, sağ olsun…

Hep aynı bilindik replikler, klasik öcü tiplemeler ve nefretengiz cümlelerle tanıtılan bir ‘’ İnsan ‘’ çeşididir bahis mevzuum.

Genellikle orta yaşlı, mutlaka takkeli ayrıca tespihli, adama pis pis sırıtarak bakmayı marifet bellemiş, ucuzcu hatta beleşçi, bir o kadar da pinti, aymazlıkta doktora yapmış, kadına-kıza bakıp, laf atmakta bir beis görmeyecek kadar çapkın bakışlı, özellikle çirkin, ceberut tipli ve mümkünse pek bir meymenetsiz, her kese, her şeye bir ucubeye bakar gibi bakan, ters tepki verme uzmanı ve mutlaka Hacca bir kez gitmiş, ‘Hacı’ lakabıyla çağrılan, sözün özü safi gıcık, süzme uyuz muhafazakar camianın amcalarından bahsetmek istiyorum.

Yani çoğumuzun babası, amcası, dedesi, yahut bir yerden, bir şekilde tanıdığı, akrabası, komşusu olan amcalardan. Bu adamlardan bizi yıllarca TV filmlerinde, dizilerde nefret ettirdiler. Olmadı tiksindirdiler.- Böyle Hacı olmaz olsun, bunun ki insanlık mı, tüüüüü sakalından utan cümlelerimiz arş-ı alayı da geçti, kim bilir nerelere tosladı kaldılar. Bu tür amcaların, bizim dünyamızdan değil de başka bir alemden geldiklerini dahi düşündürttüler, Vallahi Allah razı olsun.

İşte aynı türden bir amcamıza bu filmde de rastladım ve artık bu durumu yazmalıyım dedim.

Film genel konu ve akış itibariyle gayet güzeldi. Darbe sonrası sokakta kalan bir grup evsizin tirajı-komik hallerini anlatıyordu. Bu bahsettiğim amcalarımız da filmin bir yerinde görünüyordu yine, filme çok lazımmış ya da çok katkı sağlayacakmışçasına. Neyse filmde yine bilindik camii avlusu abdest muhabbetindedir amcamız, soru sorar bir tanıdığı, amca abdestli kapitalist mantığıyla cevaplar soruyu, sonra avludan camiye geçerken oradaki sarhoş evsizlere ‘’ Kokunuzdan iğrendim- böğğğğ dercesine bir bakış atar, defolun tepkisi de peşindedir.

Bu sahne filmin içinde bir yerdedir, bir Cuma namazında ayakkabı çalması sahnesi öncesinde, arada geçer gider, akıllara ince bir ayar verir, reklamlar gibi kısa ve öz bir darbe vurmaktadır bilinçaltına, bence yüzde yüz istemli olarak.

Bu kareleri izlerken hem içimden hem dışımdan, epeyce de sesli olarak’ yuhhh yaaaa, yine mi, ne kadar yaratıcısınız ya hu, aferin size kat ettiğiniz yol için’ dedim durdum. Çünkü 2012 yılında yüz yıllık klişelerin kullanılması çok baymaktadır artık.

Ne oldu yani şimdi izleyicinin gözüne bu amcaları bilmem kaç trilyonuncu kere soktular da ne oldu???

Bilenler- Aaaa evet bunlar dimi, gerici, yobaz, cahil insanlar dedi, bilmeyen bir kısım mutlu azınlık da bu amcalarla tanıştı. Vayy bee, hiç de haberimiz yoktu bu tip insanlardan mı dediler yani. Başları göğe erdi(mi) İnşallah… Bence kendi insanıyla bu kadar uğraşan, kendi insanına bu kadar zulmeden bir toplum daha yoktur yeryüzünde. Elbette bu kareleri haklı çıkartacak tipler mevcuttur fakat bütün Hacı-Hoca tayfası da böyle değildir ki be kardeşim. Herkesin çevresinde camiye gitmeyi adet edinmiş, genç ya da yaşlı bir tanıdığı vardır, sorarım herkese kaçı böyledir bu insanların ??? Kendi sınıfından, sosyo-politik görüşünden olmayanı aşağılamadan derdini anlatan bir medya hayali çok mu ütopiktir a dostlar. İnsanlara maneviyatın tiksinilesi bir şey olduğunu söylemeye çalışmak, ibadet edenlerin aslında görünenin ötesinde başka bir yüzleri olduğunu anlatmak nasıl kutsanmış bir iştir??? Offff off başta da demiştim ya, neresinden tutarsak tutalım elde kalıyor, beyinde infilak ediyor.

İyisi mi ben noktalayayım bu yazıyı, yoksa sonu (ben de kızgınlığın, üzüntünün ve hüsranın tavan yapması sebebiyle) pek de hayırlı noktalan(a)mayacak.

Son sözüm; artık bir son verilsin bu ayrımcı mantığa ve dayatmaya. Hepimiz insanız, hatalarımız, kusurlarımız, noksan ve fazlalıklarımızla bu dünyada varız. Hayatın her anı birbirimize tahammül ile değil olduğu gibi kabul etmekle geçse, eminim hepimiz daha mutlu, huzurlu ve dingin olacağız.

Ne olur nefreti değil sevgiyi pekiştirelim, farklılıkları değil, yakınlıkları, benzerlikleri vurgulayalım.

Daha yaşanılabilir bir dünya için…

Mevlana’nın asırlara uzanan sözü ile’’ Ne olursan ol yine gel, bizim dergahımız umutsuzluk dergahı değildir’’.


Arzu


Arzu Avşar
yazar@kadinnews.com

3 Şubat 2012 Cuma

Şubat 2012 Seçme Etkinlikler...

Şubat ayı etkinliklerinden seçmeler...

04 Şubat Cumartesi Saat: 12.00
KÜL KEDİSİ HARİKALAR DİYARINDA
Düzenleyen: Sarıyer Sanat Tiyatrosu Yer: Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi

04 Şubat Cumartesi Saat:20.00
EMEL ŞENOCAK “BOĞAZIN İNCİLERİ”KONSERİ
Yer: Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi

04 Şubat Cumartesi Saat:11.00 UYGARLIK ADASI
Düzenleyen:Kar yapım
Yer: Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi

04 Şubat Cumartesi Saat:20.00
AHMET ATMACA TASAVVUF MÜZİĞİ KONSERİ
Yer: Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi

07 Şubat Salı Saat: 20.00
ERKAN OĞUR & DERYA TÜRKAN KONSERİ
Yer: Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi

07 Şubat Salı Saat: 18.30
DURSUN GÜRLEK İLE İSTANBUL KONUŞMALARI
Yer: Esenyurt Kültür Merkezi

09 Şubat Perşembe Saat:14.00
BAY VICIK KÖPEK ÇİÇO’DAN NE İSTİYOR?
Düzenleyen : Tiyatro Lir Yer: Esenyurt Kültür Merkezi

10 Şubat Cuma Saat: 20.00
FERYAL ÖNEY-CAVİT MURTEZOĞLU KONSERİ
Yer: Fatih Ali Emiri Efendi Kültür Merkezi

10 Şubat Cuma Saat:20.00
LEYLA ÜNVER KONSERİ
Yer: Bakırköy Cem Karaca Kültür Merkezi
10 Şubat Cuma Saat: 20.00
GÜLİSTAN KONSERİ
Yer: Başakşehir Kültür Merkezi

10 Şubat 2012 Cuma
20:00 - 23:00

 
Büyük sanatçı Barış Manço'yu anmak üzere gerçekleşecek programda, sanatçının oğlu Doğukan Manço "Babam Barış Manço" başlığı altında bizlere O'nu anlatacak. Yekta Kopan'ın sunuculuğu yapacağı etkinlikte Grup Seksendört de konser verecek. Hepinizi bu etkinliğe davet ediyoruz...
 
NOT: Etkinliğin biletleri 8 Şubat Çarşamba günü satışa sunulacaktır. Tam bilet 2 TL, öğrenci bileti ise 1 TL'dir. Biletinizi belirtilen tarihte gişeden temin edebilirsiniz.

ADRES: Tevfikbey Mah. Maslak Çeşme Cad. Küçükçekmece - (0212) 411 08 10


11 Şubat Cumartesi Saat:12.00
BÜYÜMÜŞTE KÜÇÜLMÜŞ
Düzenleyen:Tiyatro Yansıma

11 Şubat Cumartesi Saat: 20.00
GELİN TÜRKÜLERİ
Yer: Esenyurt Kültür Merkezi

AŞK ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER
13 Şubat 2012 20:00
Nâzım Hikmet, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ziya Osman Saba, Bedri Rahmi Eyuboğlu, Oktay Rifat, Necati Cumalı, Özdemir Asaf, Can Yücel, Ümit Yaşar Oğuzcan, Turgut Uyar, Edip Cansever, Cemal Süreya Atilla Birkiye hazırlayan Serdar Yalçın müzik direktörü ve piyano Mehmet Birkiye sahneye uyarlayan Tilbe Saran, Hümay Güldağ, Metin Belgin, Hakan Gerçek şiirleri seslendirenler Deniz Erdoğan Likos, Hüseyin Likos şarkılar Aşklar Var Unutulmamak İçin” başlıklı dinleti, modern şiirimizin on üç ustasından seçilmiş aşk şiirlerinden oluşuyor. Piyano eşliğinde ve aşk temalı aryalarla zenginleşen bu program İş Sanat şiir dinletilerinin en özellerinden... Hıncal Uluç, Sabah, 20.02.2004