Seni nasıl seviyorum biliyor musun? Ey sevgili
Kuraklığıyla kavrulmuş toprağın gökten düşen ilk damlaya açlığı gibi.
Uçsuz bucaksız ormanda gezerken aniden özgürlüğü bir kafese hapsedilmiş rengarenk bir kuşun hüzünlü bakışı gibi.
Narkoz almış hastanın uyuşuk beynine nasıl söz geçireceğini bilmez bir çaresizlikle, dünyaya geri dönüş tedirginliği gibi.
Oyuncağı elinden alınmış çocuğun, ağlarken ki saflığı gibi.
Gece yarısı göz göze geldiği avcısına bakan ceylanın, acınası masumiyeti gibi.
Sigarasından ilk nefesi çeken tiryakinin muhteşem hazzı gibi.
Orucunu açmak için ezanı bekleyen kimsenin, içtiği ilk su ile duyduğu ferahlık gibi.
Barutla buluşan ateşin muhteşem dansı gibi.
Sonunun ne olacağı belli merminin kovana girişiyle verdiği korku gibi.
Izdırabıyla yanmayı göze alıp yine de güle Aşık olan bülbülün acısıyla kahrolmayı seçişi gibi.
Suya daldığı an sonrasını bilmeyen, vurgun yemeyi göze almış dalgıçın cesareti gibi.
Boğazını kesecek bıçağı gördüğü halde, babası Hz. İbrahim'e''dur'' demeyen Hz. İsmail'in teslimiyeti gibi.
Simsiyah gecenin içinde sığınacak bir yer arayan kedinin duyduğu tarifsiz hüznü gibi.
Fırçasını hazırlayan ressamın tuvaline yapacağı ilk vuruşun mana dolu heyecanı gibi.
Tam bitti diyecekken bütün yazdıklarını çöpe atan yazarın hüsranı gibi.
Çöllerde adını sayıklayarak kahrolan Mecnunun Leyla'yı görünce, '' Sen de kimsin'' deyişinin Leyla'ya verdiği sonsuz elem gibi.
Şizofrenik bir hastanın gördüğü halisünasyonlarla duyduğu mutluluğu gibi.
Dünyaya baktığı siyah gözlüklerinden sıyrılma ümidi ve endişesi taşımayan ama nın, aslında bir görme hayali ile içine akıttığı kahırlı gözyaşları gibi.
Kansere yakalandığını öğrenen bir insanın yaşamaya dair yarım kalan endişeleri gibi.
Ahhhhh Sevgili, En Sevgili, Ey Sevgili kapına geldim. Affına geldim, affa layık olmasam da...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder