13 Mart 2010 Cumartesi

Çemberlitaş'ta Gölgede kalanlar...



Geçtiğimiz günlerde Ayasofya Cami’sini yenilenmiş haliyle size hatırlattığımız ilk gezimizden sonra ikinci durağımız Çemberlitaş’ta bulunan Gazi Atik Ali Paşa Camii.



Gazi Atik Ali Paşa 2.Bayezit döneminde Sadrazamlık yapmış, 24. Sadrazam (1501-1503) (1506-1511) görgüsü, bilgisi kuvvetli bir kişiydi. 24. Sadrazam (1501-1503) (1506-1511), savaşta ilk vurulan sadrazamdır. O dönemde İstanbul’da başka camiler, hayratlar, külliyeler daha yaptırmış, özellikle hayır işlerine önem vermiştir. Kendisinin bir diğer adı da Gazi Hadım Ali Paşadır… Asi Şahkulu ile 1511 tarihinde Çubuk ovada yapılan savaşta şehit olmuştur.Mezarı, Çemberlitaşta kendi ismini taşıyann camini bahçesindedir.(Fakat sonradan mezarı kaybolmuştur.)

İsmini taşıyan camiyi 1496 yılında Çemberlitaş’ta Yeniçeriler caddesi üzerinde (Çemberlitaş tramvay durağında) Külliye şeklinde yaptırmıştır. Külliye bünyesindeki imaret, kervansaray ve tekkesi günümüze kadar ulaşmamıştır fakat sağlam vaziyetteki medresesi zamana meydan okumaya devam etmektedir. Avlu kapısından caddeye çıkılınca görülen çeşmesi de o günlerden bu günlere gelebilmiştir. Cami haziresinde ayrıca Kemankeş Ali, Sadrazam Lefke’li Mustafa, Hüseyin Paşa, Boynu eğri Mehmet Paşa, Derviş Mehmet, Küçük Çelebi Mehmet Efendi medfundur.

Sedefçiler Camii , Eski Ali Paşa Camii, Çemberlitaş Camii , Dikilitaş Camii, Vezirhanı Camii, Sandıkçılar Camii adlarıyla da anılan Atik Ali Paşa Camii, kesme küfeki taştan yapılmıştır ve ters T planlıdır. Bir büyük birde yarım kubbe ile örtülü cami, barok üslubuyla klasik üslup arasında bir geçiş örneğidir. kubbesindeki kalem işleri oldukça özgündür.

Eee Bu kadar teknik ve detay bilgisi yeter diyenleriniz olabilir gelelim caminin görsel etkisine: Cami Beyazıt’ta olması dolayısıyla, çevresindeki daha büyük eserlerin gölgesinde kaldığından halkın geneli tarafından pek bilinmemekte ve çok fazla ziyaretçisi bulunmamaktadır amma velakin turistlerce ihtişamı ve iç ferahlığı nam salmıştır.
Gerçektende bulunduğu mevkii itibariyle ortamın kalabalığından kurtulmak için dahi olsa mutlaka gezilip- görülmesi gereken bir camidir. Zaten siz herhangi bir sebeple gitseniz bile o sizi içine çekecektir.

Avlusu gayet büyük, ferah bol güneşli ve iç aydınlatıcı bir etkiye sahip olmakla birlikte, serin ve de huzurludur…Caminin içi de aynı şekilde ince bir mimari düzen içinde büyük camları, fil ayağı uzun direkleri sayesinde aydınlık, ferah ve canlıdır..Yukarıda da belirttiğim gibi kubbesindeki kalem işleri mutlaka görülmeye değerdir.Bu kadar ince işçiliği o devirlerde yapmanın mahareti ayrı bir takdir ve hayranlık duygusu uyandırmaktadır..

Benim görüşüm; İstanbul’un bu az bilinir güzelliklerine daha bir ehemmiyet göstermemiz gerektiğidir.Çok bilinen tarihi değerlerimizi bir kez geziyor isek daha az bilinen bunun gibi eserlerimizi mümkünse 2-3 kez gezmeliyiz. Onlara hak ettikleri değeri vermeliyiz.

Aslında İstanbul bu değeri çoktaaaan hak ediyor ve bizi büyüsüne çağırmaya devam ediyor .

Büyüyü bozmamanız dileğiyle…



Arzu Avşar

www.kadinnews.com

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder