12 Mart 2010 Cuma

İSTANBUL’DA BAHAR BİR BAŞKADIR 2010 İSTANBUL’UNDA BAMBAŞKA…


İSTANBUL’DA BAHAR BİR BAŞKADIR 2010 İSTANBUL’UNDA BAMBAŞKA…
Baharın renklerini ve canlılığını yeni yeni göstermeye başladığı İstanbul’da, gezintiye çıkmanın zamanı geldi.2010 Kültür Başkenti seçilen İstanbul’da bir çok tarihi eser ve müze restorasyonları bittiği için neredeyse ilk görünümlerine kavuşmuş oldular, buraları yeniden keşfe çıkmak çok daha heyecan verici olabilir…
Ben de bundan sonra size kendi keşif deneyimlerimi aktaracağım.Bu keşfe ortak olmanız dileğiyle…
Ayasofya eski görünümüne kavuşmak üzere;
Ayasofya’nın bütün büyüsünü bozan,15 yıl süren ve 3milyon TL’ye mal olan kubbe restorasyonu bitmiş durumda. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın 2010 etkinliklerine yetiştirilmesi istemiyle hızlandırılan restorasyon ve tamiratların nihayetinde, Ayasofya’nın 32.37 metre çapında ve yerden 55 metre yükseklikteki kubbesi var olan şanına yeniden kavuşturulmuş ve sadece bu kadarıyla da kalınmamış ;
Dört ayrı köşedeki Melek resimlerinden birinin üzerindeki altın renkli levha kaldırılarak, resmin yüzü açılmış ve insanı etkileyecek şekilde olduğu gibi duruyor, sanki dün yapılmış …Ayasofya’nın 553 yılında yapıldığı düşünülürse gezildiğinde de görülüyor ki eserin ressamı gerçek bir üstatmış zira resim yıllara ve üzerine çekilen sete meydan okuyacak kadar canlı ve renkli yapılan tamirat ve düzenlemeler ise bununla sınırlı değil;
Üst balkona çıkmak için kullanılan tünel şeklindeki merdivenlerde, artık yoğun günlerde izdiham dolayısıyla havasızlık ve sıra bekleme sıkıntısı çekilmeyecek çünkü artık var olan eski merdivenlerden çıkılıyor. Ayrıca hizmete yeni açılan müzenin diğer ucundaki farklı bir merdivenden iniliyor.Bu merdivenin de yan tarafında şimdilik demir parmaklıklarla kapatılan bir başka merdiven daha var fakat yetkililerin bana verdiği bilgiye göre yakın zamanda oranın da tamirat ve düzenlemeleri bitirilecek ve Ayasofya’nın bir başka gizemi daha ortaya çıkarılmış olacak.
Sadece bu ambiyansı bozan iki küçük tamirat devam ediyor;Bunlardan biri, 4 Halife, Allah, Muhammet ve Hz.Hasan- Hz.Hüseyin’in isimlerinin yazılı olduğu tahta levhaların tamiratları,(bu tamiratlar için kubbeden dağılan iskele malzemeleri yeniden kullanıldıkları için, yine belli bir yer işgal ediyorlar fakat eski çirkin görüntüye nazaran bu görüntü katlanılabilir durumda)bu sayede iki büyük levha zamanın etkilerinden kurtarılmaya çalışılıyor, sırasıyla tüm levhalar tamir edilecekler, diğeri ise minbere yakın yerde asılı olan tahta avizenin tamirat ve bakımı.Bu iki tamirat dışında kötü görünüm teşkil eden hiçbir şey yok….İnanın çocukluğumdan beri defalarca gittiğim Ayasofya’yı daha önce hiç böyle görmemiştim.
Bence hafta sonlarını etkinlikle geçirmek isteyenler ve belki de hal-i hazırdaki etkinlikler bana uygun değil diyenler için 2010; İstanbul’u yeniden tanımak ve O’nun ruhunu yakalamak için bulunmaz bir fırsat.Benim tavsiyem alın sevdiklerinizi ve evinizdeki fotoğraf makinesini yanınıza , çıkın sokağa İstanbul’u ve yeni gelen baharın heyecanını yakalamaya çalışın ya da yalnızlığınızı alın yanınıza ve İstanbul’un seslerine bırakın kendinizi…O sizi zaten bir yerlere götürecektir….Ama ne yaparsanız yapın Ayasofya’ya mutlaka gidin, emin olun benim gibi siz de çoook etkileneceksiniz…
İstanbul’un büyüsü sizi de sarsın….
.Arzu AVŞAR

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder