28 Ekim 2011 Cuma

Van' a dair bir kaç kelam...


YÜZLEŞME...

Bir hafta sonu gezmesiydi yaptığımız sadece. Ailecek güzel havanın tadını çıkarma isteği….


Çoluk-çocuk çıktık evden, gezdik, yedik, içtik, saat epeyce geç olmuş meğer farkına varamadık. Bir alışveriş merkezinde alışveriş yapıyorduk çünkü o anda, hiç giysisi kalmayan çocuklarımıza!

Dev Lcd TV’ye kilitlenmiş eşimin gözü -Şok Haber Van’da deprem oldu. Detaylı bilgilere henüz ulaşılamıyor, can kaybı var mı bilinmiyor! -Bir dakika, nasıl yani, gerçek mi bu…

Aslında çok da umuru değildi insanların, harala-gürele devam etti herkes eksiğini tamamlamaya… Köleyi geçtim köpeği olduğumuz modern dünyanın ‘’YOK’’ larını var kılıyoruz ya artık, neyleyelim depremi. Depremin vurduğu başkalarını. Adı üstünde ‘’başkası’’ değil mi zaten!

Eve geldik haberler izlendi bilfiil, ne kadar hasar var? Can kaybı ne derece çok? Malum burası Japonya değil ya, elbet can kaybı olacak -Allah verede az olsa bari, az ya da çok olmasının da bir önemi var neticede.

Ahhhhlar, offfflar, dualar, niyazlar sıralandı bir bir dudaklarımızdan. Küçücük kızımın anlama çabası ve korkusu. Oğlumun şaşkın ve ürkek bakışları. Sonrasında bilinçsizliğe, bozuk-düzensiz kentleşmeye, 2011’de bile kerpiç evlerde oturmaya(mecburiyete, mazlum olmayı seçmeye) bir sürü şeye isyan etmeye gelmişti sıra…

Bunun ardı sıra gelen 3 gün de böyleydi işte. Haber izlemek, yardım için yapılabileceklerle ilgilenmek, elden gelen yardımı ulaştıracak güvenli bir yer bulmak vs vs…

Ta ki bu gece yarısına kadar; Kendine gelemeyen bilinç dışıma bir darbe de bilinçaltımdan gelmişti ne yazık ki. Türlü türlü rüyalar görmüş, yorma gayreti duymadan acayipliklerine takılmıştım. Üstüm de sıkı sıkıya örtülüydü hâlbuki fakat açık kalıp cereyan yapan ruhum vardı unuttuğum. Aniden uyandım, click diye çevrilen bir düğmenin açılışı gibi bir ses geldi derinlerimden. Uyandım ve kalakaldım.

Sesimi duyan var mı dedi içimdeki ses. Hiç çıkaramadığım aklımın daha da derinlerine inmişti meğer bu nida. Sesimi duyan var mı?!!

Uzanan ve boş kalan eller geldi aklıma, ses veremeyen çığlıklar. Derinlerde hayatı bekleyen fakat ecelle yüzleşen insanlar. Küçücük parmaklar-avuçlar geldi yaşlı gözlerimin önüne, kızımınkinden bile küçük avuçlar. Işığa, geleceğe, umuda uzanan avuçlar. Annesinin elini tutmaya alışkın iken, şimdi uzanacak her ele muhtaç olan yavrucaklar.

Kızım-oğlum-eşim-annem düştü aklıma, gezdim evin içini annem hariç herkes buradaydı. Oda iyiydi akşam konuştuğumuzda, başı ağrıyordu bir tek, rutine bağlamıştı ya neyse, bu ruh halimle sadece neyse diyebildim O’nun baş ağrısına…

Kırgın olduğum insanlar geldi bir an, pamuk ipliğine bağlı hayatımızda, düğümü çözülmüş bağlarım…. Kılmadığım namazlarım geldi bir de, alelacele koşuşturduğumuz hayatın içinde az sonraya bırakıp sonra da buhar olan zamana yenik düşen olmazsa olmazımız.

Okumadığım tüm kitaplarım vardı bir de. Hepsinden önce Kur’an tabi ve diğerleri. Sayfalarca kitaplarım, hayatımın en mühimleri. Ayıraçlarla yarım kalmış. Etiketlerle tutturulmuş. Bir sonraki güne terkedilmiş. Şimdi olmazsa ne zaman dedim kendime nefretle, şimdi olmazsa asla dedi içimdeki sessiz umut…

Kendine gel diyor kuytularımdaki sessiz çığlık bana ve o anda ezan okunuyor birden. Bu ses bastırıyor tüm diğer sesleri ve sabahın huzuruna, güvenine, selametine çağırıyor tüm evreni. Gerçek olana ve kendi içindeki aslına dönmeye bir çağırış bu; vazgeçilen, terk edilen, ötelenen yegâne yöne doğru…

Van’da da ezanlar okunuyor şu sıralar. (Düşünmemek istiyorum bir an sadece bir an ama olmuyor.) İnsanlar neler hissediyor kim bilir. Ne fırtınalar kopuyor oralarda.

Buradan sonra ben de kopmaktayım. Aklımda seccadeyle kavuşmak var ve tembelliğime pişman olmak. Yapacaklarımı ötelemeden yaşamak. Anın değil sonranın gerçek tadı için yaşamaya devam etmek, zorunlulukları değil gerçekleri öne almak. Dua etmek, Sabr-ı Cemil dileyip, Rahmet okumak Van’da vefat edenlere. Irkçılık ve Şovenizmle ölen insanlıklarının dirilmesi için birilerini Allah’ a havale edip bu yazıya son vermek.

Şu son notu da eklemeyi boynuna borç bilerek; Sonucum ve önermem yok hiçbir okuyucu için sadece açılmış acı dolu yüreğim var ve ölmemesi için yalvardığım insanlığımla baş başayım…

Selam ve dua ile. Rahman’ a emanet kalın…









Hiç yorum yok:

Yorum Gönder