ANLAŞILMAK ÇABASININ VERDİĞİ HÜZÜN...
Bu kadar zor mu karşındaki insandan seni anlamasını beklemek? Sadece ''anlaşılmak istemek'' bu denli mi zevk verir insana.
Konuşmanın, anlatmanın verdiği büyük ihtiyaç ve hazla başlıyor her şey sanki. Tüm lahzalarıyla dinlenen olduğunu bilmek ihtimaliyle...
Sadece anlatmak istiyor insan, sanki midesini yıkatan bir hasta gibi gönlünü yıkanmış arınmış hissediyor çünkü anlatınca. Ruhundaki prangalardan sıyrılıyor, yüreğine çöreklenen kara bulutlar dağılıyor bir bir, hafiflemenin hem de tüy kadar hafiflemenin sarhoşluğuna kapılıyor. Allah'ım ne muhteşem bir varoluş ihyicadır bu. Konuşmak ve anlaşılmak...
Ama bazen olmuyor işte senin istediğin gibi. Çabaladığın ve üzüldüğünle kalıveriyorsun ortada. Öylece, sessiz, kırılmış, yara almış sol yanı, terk edilmiş, gücenmiş ama aslında en çok da kendine...
Farkediyorsun ki zor çok zor bir beklenti içindesin...
Hiç olmasını istiyorsun çünkü seni dinleyenden, tüm benliğinden, fikirlerinden, duygularından, alışkanlıklarından sıyrılmasını istiyorsun çünkü. Kendi olmaktan çıksın bir an için, nötr olsun be diyorsun. Hiç bir farklı anlama bağlamadan söylediklerini, duysun istiyorsun içindeki sessiz çığlığı, o sağır kulağıyla. Ne var bunda bu kadar zor olan demeden bakıyorsun yapılana. Amma velakin çokkkkk zor işte.
Seni anlattığın kadarıyla anlamlandırarak, eğip-bükmeden, çekip-çevirmeden dilinden dökülenleri, zihninde senin istediğin yere koyması zor karşındakinin. Sıyrılmasını istediğin Nefsi var çünkü arada. Öğretileri, algısına yerleşmiş hükümleri. İstediğin gibi değil, istediği gibi algılamasını sağlayacak yerleşkeleri var beyninde...
Bence bunları içselleştirerek davranmalı insan (en azından ben böyle yapmalıyım.) Karşındakinin beyninde yer etmiş vazgeçilmezlerinden ayrılmasını istememeli. Asla '' hiç'' olmayı seçmeyeceğini bilmeli. Senin gibi düşüneceğini ummadan, bildiğini okuyacağını göze almalı. Hiç olmanın ağırlığını sadece senin benliğinin taşıyacağını bilmeli.
Ve belki de anlaşılma derdine düşmeden anlatmalı, ihtiyaçlarından vazgeçmeyi göze alarak. İçine akıtmalı yaşını, kör gözlere bakmadan. Seni Yaratıcından daha iyi kimsenin anlayamayacağını bilerek, yalnızca O'na sığınarak ve içini O' na açarak avunmayı seçmeli. Ayette dediği gibi;
Bir veli (en güvenilir bir dost) olarak Allah yeter, bir yardımcı olarak da Allah yeter. (NİSA SURESİ / 45)
O'nun Baki dostluğuna kavuşmak dileğiyle...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder