Soğuk havaya rağmen...
Bu gün kar soğuğunun bastığı İstanbul'umda bir küçük feyze adadık kendimizi, kardeşim ve ben. Üstad Kadir Mısıroğlu'nun Üsküdar'da ki ofisine gitmek için düştük yollara. Yüzümüze vuran, ciğerimize işleyen soğuk havaya meydan okurcasına. Öyle güzeldi ki İstanbul yine. Sarı Sonbahar gelinliğinden sıyrılmış, kara kışını örtünmüş, masum ve acımasız. Fettan ve can yakıcı bakışıyla Aşığını kucaklamak ister gibi bakıyordu bize ve tüm Maşuklarına...
Uzuuuun bir yolculuktu bizimkisi, beklenen ve gelmeyen vasıtalara inat vazgeçmedik Sevdamızdan. Öyle ya işin ucunda Üstad vardı, bir de İstanbul. Sonunda vardık mecramıza. Ne güzel bir yerdeydi ofisi Üstadın. Bir yanı Karaca Ahmet, bir yanı Üsküdar, canım Marmara Denizi manzaralı, şehitlik ve kabristan dolu bir yer.
Bir yanda hayatın akışı öte yanda son durak. Bir tarafı anlamın bütününe bakıyor, bir yanı anlamsız koşturmacamıza...
Bekledik, ısındık, nefeslendik, ruhumuzu dinlendirdik.
Böyle bir enerji hissetmemiştim daha önce hiç bir yerde. En mühimi de; biz kadınların genelde 3. hatta 5. sınıf olarak görüldüğü bir çok yerden çok farklıydı burası. Girdiğiniz an da ''Üstada mı geldiniz? Buyrun lütfen'' denip, oturacak yer gösteriliyordu çünkü. Hem de öyle uzaklarda değildi o yer, Hocanın tam karşısındaydı.O an da hissettiğim mutluluğun tarifi yok gerçekten:):):):)Nadiren gördüğüm bir muameleydi bu ve mümkün olsa oranın hizmetkarı olmak isterdim sadece bu tutumlarından dolayı. Sonrasında her tarafı eski-yeni yazma on binlerce eser dolu olan bu ofiste gezmek, kitap karıştırmak, istediğin kitabı, yazma eseri yanına alıp o süre zarfında okumak, not almak ve Allah ne verdiyse kitapla-ilimle ilgili yapmak serbestti. Ne kadar eser inceledik, karıştırdık bilmiyorum. Osmanlıcayı tam bilmediğime kahrettim o sürede fakat çat-pat bildiğime de şükür...
Sonrasında asıl sebebimiz vuku buldu. Hoca lutfetti ve başladı anlatmaya, mest etmeye. Dan dan vurarak kürsüsüne, tarihi yalanları bir bir belgeleriyle ortaya döküp, gizli yuvalarından çıkardı gerçekleri.Yıllarca uydurulup, öğretilmiş onca bilgiyi temizledi zihinlerimizden. Anlatışındaki hakimiyeti, belagatındaki akıcılığı ve üslubundaki diğergamlığı anlatmaya benim naçiz lügatim yetmez...
(Bir insanın bütün dünyaya dair bu kadar mı çok bilgisi olur ya huuu. Maşallah deyivereceksiniz)
Orada ki herkese en büyük tavsiye ve nasihati; dilinize sahip çıkın, lügatinizi bırakmayın. Geleceğe umutsuz bakmayındı. ''Sizler 1000 yıllık bir İmparatorluğun mirasçılarısınız, birilerinin istediği gibi sünepe, pısırık olmayın''. İdealleriniz uğruna savaşmaktan vazgeçmeyin. Rahmanın yakin sıfatlarına nail olmak için devamlı surette okuyun, okuyun, okuyundu...
Muhteşem bir insan olduğuna bir kez daha kanaat getirdik ve saygımızın O'nun bilgisine layık olamayacağı gerçeğiyle içimiz burkuldu...
Gelelim bu yazıyı yazma sebebime; Üstad Kadir Mısıroğlu'nun sohbetinden herkesin, Ülkesine sevdalı herkesin en az bir kez istifade etmesi gerekliliği beni bu yazıya itti.
Hocaya gidin, O'nu görün, bilgi deryasından bir damla da siz alın, ben almış olabilmenin umuduyla şerefyab oldum. Sizde bu muraddan nasiplenin.
Yalan dünyanın 3 günlük süresinde, O'nu tanımadan, dinlemeden, şimşek çakan gözleriyle gözleriniz buluşmadan Tarih biliyorum, Tarihi seviyorum diyemezsiniz çünkü...
Üstada ulaşmak için yapılacaklar bellidir, Google amcaya sorun onlarca cevap verecektir size. Ofisi, işyeri, yazım odası belki de evinden sonra her şeyi olan bu yerin de bilgileri mevcut.
Hayırlı, bereketli , umumi derecede istifadeye mazhar olduğunuz bir seyahat dileğiyle...
Son not olarak: Hoca sallamasyon bilgi vermez, her söylediği belgelidir. Belgesiz kelam etmez. Bu nedenle her çevre tarafından takdir edilmektedir.Sadece İslami kesime hitap ettiğini söylemek O'na iftiradır; çünkü dün orada gördüğüm bazı arkadaşlar, Havy Metal, punck, caz vs. konserinden çıkmış gibiydiler. Her telden, her türden insanı kucaklayan, ayrımsız, hiddetli gibi görünen fakat gayet naif bir kişiliktir kendisi. Bu nedenle çok çok rahat gidin denilebilir yanına...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder